TR
  • English
  • Türkçe
  • русский язык
  • українська
  • العربية
  • español, castellano
  • français, langue française
  • Deutsch
  • gör

    Elazığ

    Fırat ve Dicle nehirlerinin anayurdu olan Elazığ, bereketli toprakları ile pek çok uygarlığın üzerinde hâkimiyet kurmak için mücadele ettiği zengin ve uzun bir geçmişe sahip. 

    Elazığ’da bulunan kaleler, saat kuleleri, hamamlar, camiler, köprüler, kiliseler, çeşmeler ve türbeler bu geçmişi ziyaretçilerine tüm görkemiyle yansıtıyor.

    Bakırcılar Çarşısı, Buğday Ambarı ve Kapalıçarşı

    1928 yılından beri hizmet veren Kapalıçarşı’da onlarca çeşit yöresel ürün bulunur. Çarşı, günün her saati devam eden bir hareketliliğe sahiptir. Kadayıf tatlısı ve künefe yapımında kullanılan kadayıf da buradaki dükkânlarda taze olarak üretilir ve satılır. Kapalıçarşı’da, yöresel hayvanlardan elde edilen etlerin satıldığı Kasaplar Çarşısı, çeşitli tahıl ve bakliyatın bulunabildiği Buğday Ambarı ve bakır ürünlerin, süs eşyalarının üretildiği, kalaylanarak bakım yapıldığı ve satıldığı Bakırcılar Çarşısı da yer alır.

    Eski Hükümet Konağı

    Elazığ merkezinde bulunan bina, 1896 yılında inşa edilmiş. Konak, geç dönem Osmanlı mimarisi özellikleri taşıyor. Kesme taştan inşa edilen bina, yine taş süslemelerle bezeli ve yuvarlak kemerli pencerelere sahip. Gece aydınlatması ile farklı bir görsel güzellik taşıyan bina, günümüzde Elazığ Valiliği ek hizmet binası olarak kullanılıyor.

    Kazım Efendi Sokağı

    Geleneksel Elazığ-Harput mimarisi evlerinin restore edilmiş örneklerinin görülebildiği bu sokak, Elazığ’ın merkezinde yer alıyor. Harput’tan şehir merkezine göçler başladıktan sonra yapılan, adını Harputlu din âlimi Musa Kazım Efendi’den alan sokakta bu evler, 19. yüzyıl sonlarında ahşap ve taş işçiliğinin görsel bir güzellikle işlenmesi ile inşa edilmiş.

    Kültür Park

    Kültür Park, Elazığ’ın merkezinde yapay gölet, cami, spor kompleksi, yürüyüş ve koşu yolları, bisiklet yolları, restoran ve kafeleri, seyir terası, festival alanı, oyun parkları, gül bahçeleri ve amfitiyatrosu ile 180 dönüm arazi üzerine inşa edilmiş bir rekreasyon alanıdır.

    Harput Kalesi (Süt Kalesi)

    Milattan önce 8. yüzyılda Urartular tarafından inşa edilen kale, Harput’un günümüze ulaşan en eski kalıntısı! Harput Kalesi’ne Süt Kalesi de denilmesi, kalenin yapımı sırasındaki kuraklıktan dolayı harcın hazırlanması sırasında su yerine civarda beslenen hayvanlardan elde edilen sütlerin kullanıldığı rivayetine dayanır. Dik bir yamaçta yer alan Harput Kalesi, büyüleyici bir manzaraya sahiptir.

    Tarihî Hamamlar

    Elazığ’ın Harput Mahallesi’nde üç adet tarihî hamam bulunuyor. Osmanlı döneminden kalan bu hamamlar, günümüzde kullanılmasa da dönemin mimari özelliklerine ve kültürüne tanık olmak açısından oldukça önemli. Bunlar arasında yer alan Cemşit (Cimşit) Bey Hamamı, bir restorasyon geçirmiş ve bu sayede 16. yüzyılda inşa edilen hamamın tüm bölümleri görülebiliyor. Ayrıca yine Harput’ta Osmanlı döneminden kalma Hoca Hasan Hamamı ve Kale Hamamı kalıntıları da günümüze kadar ulaşmış. 

    Üç Lüleli Çeşme

    1906 yılında inşa edilen çeşme, Harput'un girişinde Ağa Cami yakınında yer alıyor. Kesme taşla yapılan çeşmenin eyvanlı kemeri yuvarlak ve üzerinde ay-yıldız, kenarlarda palmet motifleri bulunuyor.

    Balak Gazi Parkı ve Heykeli

    Heykel, Harput’un girişinde, aynı adı taşıyan parkta yer alıyor. İslam ve Türk tarihine kahramanlıklarıyla damga vurmuş büyük komutan Belek Gazi’ye ithaf edilmiş. Halk arasında Balak Gazi olarak bilinen bu komutan, Türklerin Anadolu’ya girişine vesile olan 1071 yılındaki Malazgirt Savaşı’nda Selçuklu Sultanı Alpaslan’ın komutanlarından Artuk Bey’in torunu. Bizans İmparatorluğu ve Kudüs Krallığı’na karşı yapılan savaşlarda komutanlık yapan Balak Gazi’nin adını taşıyan heykel ve park, 5.800 metrekarelik bir alanda, Harput’u yukarıdan görecek bir konumda inşa edilmiş. Balak Gazi Parkı’nda bir de cam seyir terası yer alıyor. 

    Harput Ulu Cami 

    Cami Kebir, Cami-i Muazzam ve Eğri Minareli Cami olarak da adlandırılan Harput Ulu Cami, 1157 yılında Artuklu hükümdarı Fahreddin Karaarslan tarafından yaptırılmış. Anadolu ve İran Selçuklu mimari özellikleri taşıyan caminin minaresinin eğikliği ve mihrabının arkasında duran dut ağacının da ibadet edercesine eğik durmasıyla ilgili halk arasında söylenegelen birçok efsane de vardır.

    Kurşunlu Cami

    Harput’ta bulunan ve 1739 yılına ait bir Osmanlı dönemi eseri olan Kurşunlu Cami, adını kubbelerinin kurşunla kaplı olmasından alır. Aslen Harput Ulu Camiye ait olan abanoz ağacından ve eşine az rastlanır (küçük ahşap geometrik şekillerin yapıştırma kullanılmadan birbirine geçmesi olarak bilinen) “kündekari” tekniğiyle üretilmiş minberi ile ünlüdür. Cami avlusunda neredeyse Kurşunlu Cami ile aynı yaşta olan devasa çınar ağacı bulunur. Anıt Ağaç olarak tescillenen ve koruma altına alınan bu ağaçlar, kökleri ile cami duvarlarını nemden korur, yaprakları ile tozu tutar, camiye gelen cemaate ve ziyaretçilere dinlenebilecekleri serin bir gölgelik alan sunar.

    Alacalı Cami

    1204 yılında Harput’ta Artuklular tarafından yaptırılan tarihi cami, adını açık ve koyu renk kesme taşların bir arada kullanıldığı mimarisinden alır. Küçük ve dikdörtgen bir yapısı olan caminin tavanı ahşaptır ve cami, kalem bezemeleri geometrik örgü ve yıldız motifleriyle görmeye değerdir.

    Meryem Ana Kilisesi

    Anadolu’nun en eski kiliselerinden biri olan Meryem Ana Kilisesi, Kızıl Kilise ve Yakubi Kilisesi adlarıyla da anılır. MS 179 yılına tarihlenen kilisenin ilk olarak Hristiyanlık öncesinde puthane olarak kullanıldığı, daha sonra Süryaniler tarafından kiliseye dönüştürüldüğü düşünülüyor. Anadolu’nun ve Hristiyanlığın en eski ve önemli antik kiliselerinden biridir ve günümüzde hâlen Süryani Kadim Meryem Ana Vakfı tarafından ibadethane olarak kullanılır. Kilise, Harput Kalesi’nin güneydoğu köşesine bitişik yüksek bir kayanın üzerinde bulunması ve kilisenin batı duvarını kayaların oluşturması nedeniyle kalenin kayalıkları içerisine gömülmüş gibi görünür, ziyaretçilerine muhteşem bir manzara sunar.

    Şefik Gül Kültür Evi

    Özel bir girişim tarafından “Müze Ev” olarak restore edilen ve ziyarete açılan Şefik Gül Kültür Evi, ziyaretçilerin Harput’un geleneksel ev mimarisini ve yaşantısını yerinde görmesini ve tanımasını amaçlar. Kültür evi içindeki eşyalar da kullanım amaçlarına ve dönemin ruhuna uygun biçimde düzenlenmiştir.

    Palu Kalesi ve Urartu Kaya Kitabesi (Palu Yazıtı)

    Palu Kalesi, Urartular döneminde inşa edilmiş ve MÖ 8. yüzyıla uzanan bu medeniyetten günümüze Urartu Kaya Kitabesi, kaya mezarları, kaya tünelleri, sunaklar,  su sarnıçları, kaya merdivenleri ve kaya ambarları gibi birçok eser kalmış. Palu Kalesi, sarp bir kaya üzerine inşa edilmesi, güney ve güneydoğu cephelerinin Murat Nehri ile çevrelenmesi sayesinde istilalardan korunabilmiş ve günümüze kadar varlığını sürdürebilmiş. Palu Kalesi’nin kuzeydoğu cephesinde Palu Yazıtı olarak da bilinen Urartu Kaya Kitabesi yer alır. Neredeyse 3,000 yıl öncesine dayanan bu yazıtta Kral Menua'nın yöredeki fetihleri, Malatya Kralı ile yaptığı anlaşma ve kurulan bir tapınaktan bahsedilir. Yazıt, dönemin yaşayış biçimine, kültürüne, inanç özelliklerine ve siyasi hayatına ışık tutar.

    Palu Taş Köprüsü

    Kitabesi olmadığından kesin inşa tarihi bilinmeyen köprünün, Roma İmparatorluğu döneminde yapıldığı düşünülüyor. Köprü, Selçuklu ve Artuklular dönemlerinde tadilat gördüğü için pek çok farklı medeniyetin ve mimarinin izlerini taşıyor. 156 metre uzunluğundaki Palu Köprüsü, döneminde kuzey-güney bağlantısını sağlayan tek ulaşım ve geçiş noktası olması nedeniyle tarihî kaynaklarda “İstanbul’u Bağdat’a bağlayan köprü” olarak anılıyor.

    Palu Kilisesi

    Eski Palu’da, Çarşıbaşı Mahallesi’nde bulunan Palu Kilisesi, Bizans dönemine ait. Yapı, kısmen yıkılmış olsa da içerisindeki bazı freskler ve yapısal özellikleri ile yöreye ait, görmeye değer bir kültürel zenginliktir.

    Hastek Kalesi

    Hastek Kalesi, Ağın ilçesinde, Keban Baraj Gölü'ne dik inen kayalıklar üzerinde, alttan itibaren kat kat oyularak yapılmış sığınak stilinde, dışarıya kapalı oyma mağaralardan oluşuyor. Kalenin, hizmet verdiği çağlarda birçok ihtiyacı karşılayacak durumda olduğu, salon görünümündeki geniş kullanım yerleri, odalar, depolar ve benzeri sığınakların koridorlarla birbirine bağlanması, kayaya oyulmuş gizli merdivenler, havalandırma ve ışık alma yahut düşmana karşı savunma yeri olarak kullanılan mazgal delikleri ve pencerelerden anlaşılıyor. Kalenin, Kapadokya'daki yer altı kentleri gibi Hristiyanlığın yayılma dönemlerinde Romalılar veya Bizanslılar tarafından, yaklaşık 1018’de Türkmen akınlarına karşı yapıldığı düşünülüyor. Günümüzde Hastek Kalesi’ni ancak göl üzerinden kayıkla gezmek mümkün.

    Bademli Kaya Mezarları

    Ağın ilçesindeki Bademli Köyü çevresinde bulunan oyma kaya mezarlarının Roma dönemine ait olduğu, mezarlarda bulunan bazı sikke ve yazılı taşların incelenmesinden anlaşılmıştır. Yapım tarzı olarak Urartu Kaya Mezarları ile büyük benzerlikler gösterir. Mezar duvarlarında aşı boya ile çizilen çeşitli şekiller ve kaya oymaları, tarihi açıdan önem taşır. Bademli Kaya Mezarları’nın bazılarında birbirine açılan küçük delikler bulunur.

    Ağın İlçesi, İspir Konağı ve Tarihî Ağın Evleri

    2017 yılında “Sakin Şehir (Cittaslow)” başvurusu yapmış olan Ağın, restore edilen İspir Konağı ve diğer geleneksel mimariyle inşa edilen tarihî evleri, Coğrafi İşaret sahibi Ağın Leblebisi, çok çeşitli ürünlerin yetiştiği bereketli tarla ve bahçeleri, yemyeşil bir doğaya sahip Balkaya Krater Gölü ile ziyaretçilerini bekliyor.

    Ekinözü Kilisesi

    Elazığ’ın Ekinözü köyü yakınında bulunan, Hristiyanlığın erken dönemlerinde, 9. yüzyıldan önce inşa edilen, zihinsel engellilerin tedavi edildiği hastane olarak da kullanıldığı yazılı kaynaklarda yer alan ve Meryem Ana Kilisesi adıyla da bilinen kilise, 1900’lü yıllarda yöre halkı tarafından cami olarak da kullanılmış.

    Murat (Demirkapı) Hanı

    Demirkapı Kervansarayı olarak da bilinen han, Osmanlı hükümdarlarından IV. Murat tarafından 1638 yılında Bağdat Seferi sırasında yaptırılmış. Han, Bağdat üzerinden gelip Çakmakkaya Köyü üzerinden geçen ve Gülek Boğazı`ndan Karadeniz’e ulaşan kervanların konaklaması amacıyla kullanılmış. 

    Maden Eski Hükûmet Konağı ve Saat Kulesi

    Konak ve saat kulesi, Elazığ’ın bakır yatakları ile ünlü Maden ilçesinde yer alıyor. Eski Hükûmet Konağı’nın 1895 yılında, Saat Kulesi’nin ise 1898 yılında yapıldığı biliniyor. Saat Kulesi, alacalı olarak adlandırılan koyu ve açık kesme taşların bir arada kullanılarak inşa edilmesi sebebiyle yöresel mimari özellikler taşıyor. Benzer özellikleriyle yörenin ve döneminin mimari özelliklerini Maden Eski Hükûmet Konağı da yansıtır.

    Sultan 4. Murat Cami (Mollakendi) 

    Cami, Elazığ’ın Mollakendi ilçesi merkezinde ve Diyarbakır yolu üzerinde, Osmanlı padişahlarından Sultan 4. Murat’ın emriyle yaptırılmış. Eser, taş ve ahşap işlemelerinin yanı sıra, yuvarlak biçimli ahşap pencereleri ve taş yapının dıştan görünüşüyle de ziyaretçilerinin hayranlığını kazanıyor.

    Mescitler ve Türbeler

    Elazığ’ın zengin bir kültür ve inanç şehri olması nedeniyle kentte pek çok türbe ve mescit yer alıyor. Halk tarafından sevgi ve saygı gösterilen evliya, din âlimi ve keramet sahibi kişilerin kabirlerini içeren bu mekânlar, hâlen dua edilen ve adak adanan kutsal yerler olarak ziyaret ediliyor. Elazığ’daki, adını şu ana dek anmadığımız mescit ve türbeleri şu şekilde sıralayabiliriz: Fatih Ahmet Baba Türbesi, Üryan Baba Türbesi, Arap Baba Mescidi ve Türbesi, İmam Efendi, Mansur Baba, Beyzade Efendi, Şeyh Ali Sebdi, Mahmud Samini, Seyyid Ahmet Çapakçuri, Seyyid Muhammed Katali, Ömer Hüdai Baba, Tayyar Baba ve Ahmet Peykeri.